Alkış duydum

Dünya'ya doğmayı bekleyen diğerleriyle sırada olduğumu hatırlıyorum. Kimsenin gitmek istemediğini, çünkü bulunduğumuz yerden ayrılmak istemediklerini hatırlıyorum. Büyüyerek Tanrıya daha yakın olmayı sağlaması için yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk gibiydi gitmek. Bunu hepimiz biliyorduk. Benim sıram geldiğinde, seçenekler verildiğini hatırlıyorum. Çok zengin bir ailenin veya daha düşük, orta sınıf bir ailede doğma arasında seçimim vardı. Alt, orta sınıf aileyi seçtim çünkü o hayatta öğrenecek daha çok şey vardı. Nasıl öleceğimi bile seçmem gerekti. Şimdi ne seçtiğimi hatırlamıyorum. Doğduktan sonra gözlerimin örtülü olacağını ve Tanrı ve cenneti bulmak için sislerin arasında arama yapmam gerektiğini söylendiğini hatırlıyorum. Tanrı bu süreçte her saniye yanımda olacağına dair garanti verdi. Aşağıya bakıp ailemin yaşadığı evi ve ailemi gördüğümü hatırlıyorum. Gitmeye hazır olduğumu kabul ettiğimde, “alkışa” benzer bir şey duydum. Bunu tarif edebilmemin tek yolu alkış demek. Bildiğimiz gibi alkış değildi ama alkış ve kutlama benzeri bir şey oldu. Ve sonraki an sıvı içinde doğmakta zorlanıyordum...